2 Kasım 2012 Cuma

Çıkış Yoksa! Ölelim!

Çıkış kapıları tutulmuş. her yanı silahlarla çevrili bu büyük plazanın delikleri silikonlanmış. Maskesiz çıkamaz olduk sokaklara. Hatırlıyor musun oksijen çadırımızı, ikimizin yaır ölü bedenlerinin yan yana gelişini? Hastanefaturası yüksek geldi diyerek atladığımız camı? Ayaklarımızın kırıldığı o yeşil bahçe. Beceriksizdik. Herkesin taptığına tapmamalıyız dediğin gün bıraktım sosisli sandviçe tapmayı. Tanrımızı amerikan salatası ilan ettiğinde karşı çıktı solcu duygularım. Büyük fast food dükkanlarının oyuncak dağıtan menülerinden yerdin sen hep. Büyükler için obezite. Dışarıda çelik yeleklerini giymiş bekliyorlar. Camdan kaçmak pek akıllıca değil söylüyorum sana yirmi altıncı katındayız binanın. Korkumun sebebi ölmek değil biliyorsun, bunu yaparsak bir kez daha ilan etmiş olacağız başarısızlığımızı. Bayrağını çekmiş olacağız yenilginin bir ahmak gibi.
Sessizliğin gittikçe artıyor biliyorum. Korkunun paçalarımıza işememize sebep olan yanlarını al bir kenarı at. Yenilmek kirli bir zehir düşmanımın elinden içtiğim. Artık bunu yapamam. En iyisi mi sen at kendini tek başıma daha rahat kurtulabilirim bu beladan. Ya da bekle bir sigara daha içelim seninle gelmeye karar vermeden önce. Çocuk olmayı dilermiydin yeniden. İkinci kattan yeniden kuma atlamayı maharet sayan iki aptal minyatür. Neyse sigaram bitti önden sen atla, ölüm daha centilmen yapıyor beni. Yirmi altıncı kattayız, her kat bir yıl gibi geçecektir son filmimizde ve ölüm sarılınca tenimize yenilgi cumhuriyeti ilan edeceğiz kimliksiz coğrafyamızı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder